9 Temmuz 2011 Cumartesi

Bir ağıdın yolcusu


söyle bir tutam tutayım
derdinin tasanın iliklerinden.
tutayım ellerini de götüreyim taa derinlere.
gömeyim bir tutam toprağa
ta derinlere gömeyim ağıdını.
eller bilmesin
ekmesinler kahrına keder tohumları.
duymasınlar kör dilin ağıdını...

su gibi aksın dilinden,
şerbet olsun türküler
dökülsün gönül çeşmesinden.
ve bir eren adımlasın
içinde nasır tutmuş dergahı.
adımlar ters yürüsün,
say'sın, hoş görsün feryadını.

o köyün çeşmesindeki nine bilsin bir tek sırrını.
o tası bir tek ninenin yorgun elleri tutsun
öpülsün eli
dudaklara rahmet dolsun.
ve bir dengbejin dilinden okusun sırrı
7 diyara, 72 kavme..
bin yıla türkü olsun, bin yıla dert, bin yıla ders...
insan adında bir mahluk,
insanlık namına bir mahluk...
tüm dünyayı nimet diye yutarken,
vicdanı kerbelaya mahkum olsun.

bağla gönlünü bir aşığın teline,
dokunsun, titreyesin inceden inceye...
bir tek analar yaksın ağıdını,
en iyi onlar bilir,
en iyi anaların damarları bilir
acıyı, sızıyı...

olmaz ya dünyayın adaleti,
bir ağacın gölgesine bırak umudunu
rüzgardan sorulsun adın
yapraklar okusun sırrını...
yoktur ya dünyanın merhameti,
bir tohuma bırak umudunu.
topraktan sorulsun sırrın
ahın ekilsin, biçilsin
insan nimet diye yutsun kahrını.

çoktur ya söyleyecek söz,
ne sözün sözlüğü yeter demeye
ne sesin tınısı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder