29 Nisan 2012 Pazar

İste, rakıyla besleriz toprağı


Hakkı Baba'ya...

sen iste, rakıyla besleriz toprağı.
Gübre niyetine yıkarız rakıyla,
kokusunda sarhoş oluruz.
Toprak anason besler bağrında,
filizlenir belki,
dibinde tokuştururuz kadehlerimizi.
bir türkü dolarız dilimize,
için için içeriz,
serinler yüreğimiz,
bir oluruz, bir can oluruz.

biliyor musun bilmem,
doldurduk kadehini.
kuruldu soframız.
elimizde bağlamamız,
dilimizde memleketten tınılar yelleniyor.
ortamı da sardı anasonun kokusu.
Bir sen yoksun,
bekliyoruz, geleceksin.

güzel insanlara yakışmıyor işte hastalıklar bilmem neler.
çok değil, daha birkaç vakit önce etmiştik birlikte sohbetini.
sen tutmadın sözünü,
tıpkı o kızdıklarımız gibi girdin yatağın koynuna.
yakışmıyor sana da, sen de biliyorsun.
bırak inadı,
uzun sürdü bu sefer ki!..

halbuki ne de alışmıştık,
muhtelif zamanlarda hastane köşelerinde ziyaretine gelmeye.
Lakin onlar hep aynı esprinin mezesiydi,
hep birlikte gülerdik,
"vallahi bir daha gelmicem he!" deyip de eğlenirdik.
Ne de alışmışız üç beş ayda bir hastaneye ziyaretine çağırmalarına.
Oysa deseler grip olmuş daha çok korkardık,
kalp krizi haberlerinden.
Di mi ya, senin anjiyo günlerin, bizim eş dost görüşmesi seramonilerimiz haline dönüşmüştü.

Lakin bu kez olmadı Hakkı Baba!
Gereğinden fazla görür olduk eşi dostu birkaç gündür.
Fazla bekler olduk haberini.
De hadi, iyi ol artık!
sen de biliyorsun, yakışmıyorsunuz o yatakla birbirinize.

daha bizim terasta mangal yapıp içeceğiz.
Kamil'in evinde atacağız buzu kadehlerimize.
Bağlamamızı alıp da türkülerimizi söyleyeceğiz.

Kalk artık Hakkı Baba!
Yakışmıyorsun o yatağa!
Kadehin sofrada dem alıyor,
Bekliyor bizi,
Biz seni...
Kalk artık, bu sefer ki şakan uzun sürdü.

*SON SÖZ...
Daha fazla dayanamadı Hakkı Baba'nın yüreği.
Kaybettik... 
30.04.2012







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder