28 Nisan 2012 Cumartesi

umut, bir esaret

Bana bakıyor pencere. kapkara yüzüyle... Ahşabı milyon yıllık hatıra saklıyor içinde. Ben öylece izliyorum vernikle beslenmiş tenini. Pencere, ardında bir dünya saklıyor. O dünya ki, beni hapsediyor içine. Dar geliyor lakin,çok dar... Engin diye kandırıyor insanı denizleri o dünyanın. Yıldızları göz kırptıkça umut vaad ediyor muhtaca. Muhtaç değilim varoluşun sonsuz döngüsüne. Bana an bile fazla geliyor. Pencerenin karası çok daha fazla şey anlatıyor. En azından "düşlerim özgür" diyor içimdeki türküler. O türküler ki, beni kendine mahkum ediyor. 
Ben bilmem sırrın ardını. Dert de etmem. İnsan, istedi mi, çoktur dert! Dert olsun bana şu yaşanmışlıkta bir an; bir neden olsun isyanımda... O zaman küçülüyor düşlerinde dünya. Düşler de güzel, ama hep saklıyor ardında bir umut. işte o umudu aramak, asıl esaret!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder