27 Ağustos 2011 Cumartesi

ceviz kabuğunda gizli bir sırdır ömür...




***
Bakır çanak ve su deyu
İçme namert isen acı suyu
Suda iken kerameti ömrün
Taştan medet ummak olmuş huyu…
***


Keyf-i cihan sarmış gönlünü
Mey derde bade
Dert serden ziyade…
Velev ki,
“hu” demiş derviş
“ohhh” demiş keş
“heeeyyt” demiş külhanbeyi
“dur” demiş han saabı
“yürü” demiş hak
Elhamdurrillah!..

Ve neden sonra,
fi vakitte
Ah ile sarmış gönlünü
Pir’ü nur bir sima
Gözler göğe seyirlik manzara
Kaşlar kalem
Allar elma
Sanki -tövbe ha’şa- Dilruba…

“Ah” demiş garip
“ya hak” demiş divane
“vah” etmiş ana yüreği
“yürü” demiş pir, peder, ata…

Gel zaman git zaman…
Üç dolunay çark etmiş durmuş semada.
Bir gündüz vakti hakk’ı cenabın nur’u yüzü misali aleme gülen güneşe cilve etmiş ay!
Gelmiş düğün haftasını bulmuş bu nazar!
“Lah” demiş dini bütün hacılar hocalar,
Sakalı uzvuna dolananlar,
“illillah” demeye mecal bulamamış garip…
Gelin ata binmiş “ya…” diyecek iken,
Anası “…kısmet değilmiş kızım” demiş.
Bizim garip taş kesmiş.
Zati divane idi
Hepten pervane olmuş.


***
Demir bakraç ve rahmet deyu
Tadı acıdır, devası koyu
Dili dönmez iken hak istemeye
Haktan medet ummak olmuş huyu!
***


Hicri takvim miladi zamanı kovalar iken,
Hak günde beş vakit bilmem kaç rekat
Emrine çağırır iken,
Bizim pervane şaşırmış yolunu çıkmış minareye:

De ki, bir gözün nuru kadar büyüktür dünya
De ki, sorulur mezalimden ah’ı mahşer günü
De ki, bir seyir halidir ömür
De ki, seyrin nedir ey mahluk!

Bil ki, gözleri aya yaren değildir,
ruhunu sarmışken vuslatın özlemi.
Bil ki, mahşer yalandır!
Eğer ki mezalim ilen aynı terazide tartılmak ise hak olan.
Bil ki, ceviz kabuğunda gizli bir sırdır ömür,
Kimine çürüktür, kimine dolu…
Yani bil ki,
Ne bu cihan yaşanılasıdır,
Ne de ahretindedir huzrun yolu! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder